Dosta güzelleme

Bir eylüldü tanıştık.
Bahçede konuştuk.
Önlü arkalı oturduk.
Böyle deyince bir aşk hikayesi sanılabilir.
Dosta yapılan güzelleme aşka girer mi bilmem?
Galiba ben sayıları azalan,bay-bayan tüm güzel insanlara ve huylarına aşığım.
Çok iğneledi beni. Hepsi yaramış gibi.
Ben de kağıt üstüne fazla kapatmadım gövdemi,yazdım da yazdım.
Sağ olsun,okudu da okudu.
Çok sınavı birlikte verdik.
Yolları kesiştirdik.
Gurbete birlikte çıktık.
Ankara’nın sert havasına alışık değildik.
Yolumuzu bulmak için omuz omuza verdik.
Suyumuzu bölüştük,azığımızı da.
Çok tencere kaynattık,taşırdıklarımızı toplayıp birlikte yedik.
Analar,babalar karıştı;harçlıklar bölüşüldü.
Bir tek sevgiyi saygıyı bölmedik,hep çoğalttık.
Yan yollarda yürüdüğümüzde dahi göz ucuyla birbirimize baktık.
Uzakları yakın ettik.
Hala da zengin ederiz bir kısım operatörleri…
Ben hep çocuk kaldım.
O büyüdü büyüdü,dünyaya sığmadı,ödüle ödül,başarıya başarı demedi.
Şimdilerde sade beni değil,benimkileri de evlat edinmiş gibi
Hala bizler için çırpınır durur.
Can arkadaşım doğmuş bugün
Bu kadar güzelleme çok mu olur?
Sen çok yaşa.
Yarattığın tüm güzellikler dünyaya kalsın.
Sen de bizimle ol ve hep öyle kal…

…bilirim

Soruyorlar.
Neden insana uzak,kırgınsın.
Yanlış.Öyle değil.
Tanımadığım çok insan var mesela.
Ve ben onlara uzak olsam da kırgın değilim.
Çünkü tanımıyorum.
Tanısam …-bilirim.
Görsem …-bilirim.

Rasyonel kaderci

bütün ömrü
zamanından çok önce
en geç zamanında
olmakla geçince
geç kaldığını hissettiği
hiçbir şeyin peşine düşmeyip
gitmesem de olur
yapmasam da kabul
peşin hükmüyle akıp gitti

vaktinde gelene eyvallah
gecikene haydi yallah demeyi şiar edindi
bir kaç önemsiz istisna dışında
ne sözünü yedi
ne taviz verdi
hakettiğine geç
haketmediğine erken kavuşunca
olsa da olur olmazsa vazgeç
bir hikmeti vardır düşüncesiyle
rasyonel kaderci olarak
vaktinden çok önce
göçüp gitti

https://open.spotify.com/episode/6aWjW3MKxfSuPPk1eJKpJ2?si=-rs05iv8QWyfS7DI3UqwOw

Konsomasyon

ben şiire değil
şiir bana düştü
uzun bekleyiş
sonsuz bir rüyaya dönüştü
Altıok’la başladı
Ahmet Erhan süpürdü
Behçet Aysan,Şükrü Erbaş derken…
biri aldı,diğerine götürdü
konsomasyon sürüyor
bitecek gibi değil
hayata paralel çizenler
en az yaşayanlar kadar ehil

Rengarenk

En hızlı kirleneni
Kopkoyu asaleti
Damarda şehveti
Dudakta öpücüğü
Kiraz misali…
Ten karartıp gün ışıtanı
Zamanla demlenip koyulanı
Muradı betimleyeni
Fincancı aroma zengini
Uçtan uca elli tonu
Fuşyası,çingenesi,hakisi,nili,
türbesi,parlamenti,buzu…
Rengarenk bir dünya mümkün.
İstersen,hak edersen…

Zamk

küçük soruyor
okumuş bir yerde
amk ne demek diyor

nasıl açıklarsın
soranı değil
uluorta kullananı ayıplarsın

cevap da lazım
çünkü her yerde…
buruşur aklım
büzüşür ağzım
yolunu bul bir şekilde

hani zamk var ya zamk
işte o
zam gelince,yapışınca ekmeğine
zamına koyayım demek
amk’yı da sen çöz benzeterek…

Kediler

Eceliyle ölen kediler nerde?
Canlısı dolaşırken ulu orta
Kazayla ölen iç acıtırken yerde
Eceliyle ölen kediler nerde?
Sessiz sedasız mı çekiliyor doğaya
Kim kaldırıyor cenazeleri?
Nerde bu eceliyle ölen kediler?

Şeytan azapta gerek

“Bırak elindeki kalemi diyorlar,bırak şeytan doldurur.”

Yazsan ne düzeliyor?
Yazmasan ne düzelecek?
Her türlü birileri d/üzülecek.
Kelam dile yük.
Kalem olmuş klavye
Şeytan azapta gerek.