
anlar
analar
hafızadan silinmeyen
hezeyan
heyecanlar
bir gün
habersiz
tanrı misafiri
attırmıştı sigortayı
iki yıl yedi
hasreti,öfkesi
yatışması,kavuşması
geri dönmesi
kim haklıydı
ne farkeder ki
bir fotoğraf çekimi
yalnız kalınan o an
silinmez hafızadan
baş öne eğik
bakış mahzun
yüreğe oturmuş
yıllar sonra yoksun
kaçınılmaz kader
o an hala üzer
bavul toplanmış
taksi kapıda
biri var
kapı arkasında
engel olmayan
paran var mı sormayan
bir aciz
ne bilsin dönüşsüz gitmeyi
ne bilsin el öpmeyi
ne bilsin…
ilaç kokan oda
orada bir başına
ilk defa refakat değil
sadece ziyaret
bir kaç dakika
yoğun pişmanlık
yalın hüzünden ibaret
orada bir başına
kodum ya seni
affetmedim kendimi
affetmedim
musalla taşı
yıkadılar
tut dediler tut
gidiyor artık son
tutamadım
kaydı ellerimden
hayat boyunca olmadı
ilk kez
başı taşa vurdu
çıkan sesten utandım
bir başıma
bir başını tutamadım
senden sonra
herkes misafir
fotoğraf çekiliyor
gidip de dönmeyen çok
hastaneler dolup taşıyor
hayat devam ediyor
hayırsız denemez
belki yetersiz oğlun
haketmediğini bilse de
anları sayıyor
fazlasını yapamadı
anasını hayatta tutamadı diye
halâ yasını tutuyor
