kızım istanbul istanbul kızım olmak üzere uzağında olup ayrılamadığın dönüp dolaşıp demir attığın can parçası iki yakası bir araya gelse paçası kısa boğazları düğümleyen gönlün buruk acısı yaşanacak ne varsa yaşanacak budur açıklaması kadehler iki olsun saki kutlama yapacağız üniversiteymiş,diplomaymış işmiş,geçimmiş pöh!… ne kutluyoruz farkında mıyız gün gelir aşarız ayrılığı gün gelir anlarız babalığı
canımın yeteneğini biliyorum sanmayın getirdim onayınız için düzene uymak değil amacım deve güdüyoruz diyardan vazgeçemediğimiz için yarın bıçak kemiğe dayanır onu da yapmayı biliriz ibretialem için
hep birlikte sevinip aynı anda üzülemez miyiz hüzne bulanan sadece bir çocuk olduğunda mı ağlar yüreğimiz yoksa bir yetişkin için de aynısını hissedebilir miyiz sevinmenin adabı başkasını üzmemek kıskançlığa ateş yakmamak olsa üzülenin tesellisi ümidi olsa “Saf hüzne ham sevinç mıhlanır mı? Görmedim hiç.”diyen Ferhad haklı çıksa
hani ya bizim bu durumları kim ifade etmiş mertçe mertlik kalmadığına göre günümüzde bakmak gerek geçmişe kim demiş yıllar yıllar önce anlatmış açık seçik uzun uzun değil kısa ve öz anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az misali kim demiş söyleyeyim müsaade edin tabii ki Hasan Hüseyin “allaha inanır arapça yoksulluk çeker türkçe” daha ne denir söz söz üstüne fazla dinsizin hakkından imansız gelir
aile soyağacının taze dallarında açmış hoş kokulu gülümseyen bir çiçek değildin
daha çok kolay ayrılıkların doğurduğu iç burukluklarının dalda yuva yapmış kemirgeniydin
atan budasa önce seni budardı gönendirmek için neslini hep bahsettiler dediler ki kendinden sonrasından görürsün mislini
aile soyağacında sonrakilerin imrendiği tatlı olgun bir meyve değilsin kendi rızanla kuşlara yem oldun sen göz göre göre çürümemek için bu da böyle bilinsin
hamurumuzda önce konuşmak sonra icraat vardır başarmadan başarmış gibi yapmayı gaz vermeyi motivasyon sayarız lafın boşu sonradan anlaşılır ama geri durmayız bir sonraki sefer tıpatıp aynıdır
en iyisini,en irisini en büyüğünü,en yağlısını en kalitesini,en pahalısını alır,edinir,övünürüz ayranımız yoktur içmeye tahtırevanla gideriz sıçmaya çünkü algı herşeydir bir çok operasyon onunla yapılır
biz bina diker içine insan koyarız oğlumuz bina okur döner döner tekrar okur
biz riski severiz ama üretimde değil parayla para kazanmak tam bize göredir adı kumar olsun olmasın en çok bu heyecanlandırır bir koyup üç almayı hayal ederiz üçün birini almaya razı geliriz
biz bize benzeriz hamur yer,küfür ederiz yere düşen ekmeği üç kere öper alına koyar ekmeği çalanı başımıza en az üç kere seçeriz sırf Allah diyor diye çalanı iyi çalışır zannederiz
inancımızda tevekkül lafta kalır duaya sığınıp çalışmasak da olur iş için ibadet geciktireni sevmeyiz beş vakit dua şarttır iki rekat arası soygun mübahtır günah çıkarma yok dinimizde çıkmayan candan ümit kesilmez dilimizde
biz kitap okuruz az biraz kitap bizi okuyamadığından biz şiir yazarız tam gaz hiçbir şiir bizi anlatamadığından biz çok filmiz başı sonu belli olmayan kendini tekrarlayan sonsuz sezonlu acıklı dizi gibiyiz