şiirin şifresi hayat hayatın şifresi şiir okunsa hoşa gider okunmasa dert değil hani ressamın eseri ölünce bulur değeri bulsun diye değil bunca dökülüp gizli yaşamak herkesin harcı değil tekdiri gereksiz takdiri hak eder iz bırakır,iz sürer içinden kopar parça ne kendin,kadrin ne yazdıkların,söylediklerin umurda değil varsın olsun ilgiden ürken içini dökmez göçüp gitmeden okur,anlarsın ne zaman olursa olsun asla geç değil
babasını yıllar önce yaşarken kaybetti nazarında hükümlüydü ilan vermedi bulanlar kullandılar ikinci el baba…
bakkala ekmek almaya gidip üç ay geri dönmeyenden ne bağlılık beklersin hepsi mi geçmiş ona bu genlerin akıl onda,fikir onda sinir onda,şiir onda ekmek almaya da gidiyor ya en az üç ay nerede geçiririm diye düşünmüyor değil bir bulsa rekor onda
benim bir gülüm var yaşı on sekiz sanırsın yaşamış yüzyıllarca sanki derya,deniz gülüşü,duruşu naif öyle bilge öyle vakur adı Elif
bir civanım var benim her soruya cevap hazır istese dağları devirir okyanus gibi derin adı gibi onurlu kendine güvenir onu herkes bilir
on sekiz kere on sekiz bir dünyamız var bizim içinde boğulmadan doyasıya yaşadığımız her anın ayrı ayrı tadına vardığımız gün gelip araya girse dağlar,denizler ve dahi başkaları dert değil,seviniriz
yeter ki düşülmesin gözden,gönülden ayrı onlar bizden biz onlardan razı sürer gider yaşam gün yüzü aratmadan küskün değiliz,yalnız değiliz sağlık sıhhat yerinde daha ne isteriz
bazen sorarım kendime niye daha iyi bir arabam yok daha büyük bir evim iki tane pırıl pırıl fidan yetiştirdim
yine de olurdu denir o fidanlarla yaşamanın keyfini süremeyecek miyim sür,sür,yine de olurdu neden olmadı denir fidan yetiştirmek mi tek işim
aç gözlü olmaktansa gözü doyanın fazla peşinde koşmaktansa elindekiyle yetinip yaşamı ıskalamayanın neden olmadı diyene anlayacağı dilde cevap vermesi için küfür etmesi gerek haddini bilmeze
ettim,ettim onu da ettim tınmadılar daha çok,daha çok dediler durmadılar o kadar yediler ki kefene sığmadılar
parça parça edildi toprağa verilirken gözü doymayanlar tek parça yaşadı tek parça öldü yaşama kananlar
demem o ki dostlar belki elim dar gönlüm geniş bu da benim yolum sürekli yokuş
çabuk gitmesin diye ziyaretinden önce saati geriye aldığım insanlarım var geç bıraktığım benimle birlikte hayata yetişmeye çalışanlarım yetişemeyecek olsa bile koşanlarım,çırpınanlarım mutluluk peşinde
çabuk göçmesin diye bilmediğim duaları hakkında söyler gibi yaptığım arkadaşlarım büyüklerim,küçüklerim yerine geçtiklerim uzak olmasın diye dil döktüklerim sayıları birkaçı geçmez neye güvenirsin derler bilirim ki sevenler ölmez
çabuk sevmesin diye soğuk durduklarım tarttığım bir süre zaman,zemin yokladıklarım demlene demlene içtiklerim var önce kaybettik sanıp doğru anı kollayıp kadeh tokuşturduklarım akıl yarıştırdıklarım ahir ömür bir gün biter öte yana beraber bilet aldıklarım var
çabuk bitmesin diye önlem aldıklarım var bir filmi geriye sarmışlığım şarkıyı tekrara almışlığım bir şiiri durup durup okumuşluğum ilham alıp yenilerini yazmışlığım yırtıp atıp silip bozup yayınlamışlığım var kimseler bilmeden kimseler görmeden yaşamışlığım var en uzun geceleri en kısa gündüzleri karanlığa sürmüşlüğüm var
çabuk her şey çabuk daha bebekliği bilmeden bir de baktık büyümüşüz olmuşuz çocuk genç olmayı bilemedik göz açıp kapayıncaya yetişkinliğe geçtik bizim oldu çoluk çocuk dünyanın derdini yüklendik bir sürü şeyle uğraştık abuk sabuk ihtiyar olmaya gönül yok demeye dil varmıyor ölümü düşünmeye vakit kalmıyor torun torba getirdi daha dün bizim çocuk
dünya fanisin milyonlarla yarıştırıp önümüze bir yaşam serdin sormadan geri alma peşindesin sence normal,bence çabuk
ne durursun işin önünde kenara çekilsene dünün işini niye bırakırsın geleceğe niye saydırırsın gelmişine geçmişine
böyle mi beslenirsin tatminin böyle mi nedir seni itekleyen iştahını tetikleyen para mı,itibar mı adının başına küfrü ebediyen koydurmaya değer mi
sen geldin sen gideceksin bir dirhem büyümeyeceksin uzamayacak boyun da şişinmeyecek oğlun da işte bu adam benim babam diye savsak geldin öyle öleceksin yazacak hatta mezar taşında